Haber

YENİ YÜZYIL PARTİSİ GENEL BAŞKANI DR. MEHMET ALİ ARSLAN: “HÜKÜMET ARTIK MAKAMLARDAN ÇIKIP SAHAYA İNMELİ”

Genel Merkez

“Türkiye’nin 17 bakanlığı varsa 17’si de milletin arasında olmalı; devlet yalnızca raporlardan yönetilmez” Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, hükümet üyelerine yönelik kapsamlı bir saha çağrısında bulundu. Bakanların…


“Türkiye’nin 17 bakanlığı varsa 17’si de milletin arasında olmalı; devlet yalnızca raporlardan yönetilmez”

Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, hükümet üyelerine yönelik kapsamlı bir saha çağrısında bulundu. Bakanların Ankara’daki makamlarından, önceden hazırlanmış programlardan ve bürokratik raporlardan daha fazla çıkarak vatandaşın günlük hayatına doğrudan temas etmesi gerektiğini belirten Arslan, “Türkiye’yi yönetiyorsanız Türkiye’nin yaşadığı hayatın içine girmek zorundasınız.” dedi.

Arslan, eleştirisinin bir veya iki bakanlığa yönelik olmadığını özellikle vurgulayarak, Türkiye’deki 17 bakanlığın tamamının kendi sorumluluk alanında vatandaş tarafından sahada hissedilmesi gerektiğini söyledi.

“SAYIN BAKANLAR, BİR GÜN DE PROTOKOLSÜZ ÇIKIN”

Bakanlara doğrudan seslenen Arslan şöyle konuştu:

“Sayın bakanlar, bir gün de protokolsüz çıkın.

Önünüzde uzun araç konvoyları olmadan bir esnafın dükkânına girin. Bir emeklinin evine misafir olun. Pazara gidin. Bir çiftçinin traktörüne oturun. Fabrikanın yemekhanesinde işçiyle aynı sofraya oturun. Üniversite mezunu ama iş bulamayan bir gencimizin karşısına geçip onu dinleyin.

Size hazırlanmış dosyalardaki Türkiye’yi değil, vatandaşın yaşadığı Türkiye’yi görün.

Çünkü devlet yönetmek yalnızca rakamları bilmek değildir. O rakamların arkasındaki insanın nasıl yaşadığını da bilmektir.”

“17 BAKANLIK VARSA 17’Sİ DE SAHADA OLMALI”

Arslan, kamuoyunda bazı bakanlıkların diğerlerine göre çok daha görünür olduğu yönündeki algıya da dikkat çekerek hükümetin tamamının vatandaşla daha güçlü temas kurması gerektiğini söyledi:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin 17 bakanlığı var. Artık milletimizin yalnızca birkaç bakanlığı değil, 17 bakanlığın tamamını yaptığı işle ve sahadaki varlığıyla tanımasının zamanı gelmiştir.

Bugün vatandaşımıza bazı bakanlarımızı sorduğunuzda hemen tanıyabiliyor. Çünkü onları ekranda görüyor, açıklamalarını duyuyor. Fakat diğer bakanlıkların çalışmalarının ve bakanların vatandaşla doğrudan temasının aynı ölçüde hissedilmediği yönünde bir algı varsa hükümet bunun üzerinde düşünmelidir.

Biz bakanların televizyonlarda daha fazla görünmesini istemiyoruz. Milletin arasında daha fazla görünmesini istiyoruz.”

Arslan, devlet yönetimini bir çarka benzeterek şu ifadeleri kullandı:

“Bürokrasi büyük bir çarktır. Bu çarkın 17 dişi varsa 17’si de dönmelidir.

Sadece birkaç diş çalışıyor görüntüsü oluşursa devlet mekanizmasının diğer parçaları vatandaşın gözünde görünmez hâle gelir.

Ben bunu açıkça söylüyorum:

Bürokrasi çemberinin 15 dişi kırıkmış gibi bir görüntü vermeyelim. 17 bakanlığın 17’si de sahada olsun, milletle konuşsun ve sorumluluk aldığı alanın hesabını millete anlatsın.”

“VERGİ MEMURU ESNAFIN DEFTERİNE BAKAR, BAKAN ESNAFIN HÂLİNE BAKMALIDIR”

Arslan, ekonomi yönetimini örnek göstererek vergi denetiminin devletin doğal görevi olduğunu ancak ekonomi yönetiminin vatandaşla ilişkisinin yalnızca denetim üzerinden kurulamayacağını ifade etti:

“Maliye elbette vergisini denetleyecek, kayıt dışılıkla mücadele edecek. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Fakat bizim ihtiyacımız yalnızca esnafın defterini kontrol eden bir devlet değildir.

Maliye Bakanı hal pazarlarına yalnızca vergi denetiminin sonuçlarını görmek için değil, esnafın hâlini sormak için de gitmelidir.

Bir gün hale gidin. Domates üreticiden kaça çıkmış, hale kaça gelmiş, esnaf kaça almış, nakliye ne tutmuş, dükkân kirası ne kadar olmuş, elektriği ne gelmiş, vergisini ödedikten sonra cebinde ne kalmış; bunları esnafın kendisinden dinleyin.

Pazarcının tezgâhının önünde yalnızca fiş aramayın. Bir kez de ‘İşler nasıl, kazanabiliyor musun, seni en fazla ne zorluyor?’ diye sorun.

Vergi memuru esnafın defterine bakar; bakan esnafın hâline bakmalıdır.”

“HER BAKAN KENDİ SAHASINDA MİLLETİN ARASINDA OLMALI”

Arslan, aynı anlayışın bütün kabineye yayılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarım Bakanı tarlaya gitsin; çiftçinin mazotunu, gübresini, tohumunu çiftçiden dinlesin.

Ticaret Bakanı çarşıya, pazara ve sanayi sitesine girsin; kepenk açan esnafın hesabına baksın.

Çalışma Bakanı fabrikaya gitsin; işçinin sofrasına otursun, iş arayan genci ve emekliyi dinlesin.

Millî Eğitim Bakanı öğretmenler odasına girsin; öğretmenin derdini doğrudan öğretmenden dinlesin.

Sağlık Bakanı hastaneye yalnızca açılış ve program için değil, hasta ve sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları görmek için de gitsin.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ihtiyaç sahibi ailelerin kapısını çalsın.

Gençlik ve Spor Bakanı gençlerin arasına girsin.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı fabrikalarda üreticinin, girişimcinin ve sanayicinin karşısına otursun.

Bakanlık Ankara’daki binanın adı değildir. Bakanlık Türkiye’nin 81 ilidir.”

“ÖNCEDEN HAZIRLANMIŞ ZİYARETLERLE GERÇEK HAYATI TAM OLARAK GÖREMEZSİNİZ”

Bakanların saha programlarının yalnızca önceden hazırlanmış protokol ziyaretlerinden oluşmaması gerektiğini savunan Arslan, zaman zaman habersiz ziyaretler yapılmasını önerdi:

“Bakanın geleceği günler öncesinden belli olduğunda güzergâh hazırlanıyor, program hazırlanıyor, görüşeceği insanlar belirleniyor. Bakan da doğal olarak kendisine hazırlanan tabloyu görüyor.

Ben diyorum ki zaman zaman habersiz gidin.

Bir devlet hastanesine girin. Bir belediye otobüsüne binin. Bir sanayi sitesine uğrayın. Bir köy kahvesinde çay için. Bir semt pazarını dolaşın.

Vatandaşa yalnızca ‘Sorunun var mı?’ diye sormayın. Onun yaşadığı hayatın içine girerek sorunu kendiniz görün.”

“HER BAKAN AYDA BİR KEZ VATANDAŞ MASASI KURSUN”

Arslan, eleştirisinin yanında hükümete somut bir öneri de getirerek her bakanın düzenli olarak farklı şehirlerde “Vatandaş Masası” toplantıları gerçekleştirmesini önerdi.

“Uzun protokol konuşmaları yapılmasın. Vatandaş konuşsun, bakan dinlesin.

Bir ay çiftçiyle oturun, bir ay esnafla, bir ay işçiyle, bir ay gençlerle, bir ay emeklilerle...

Sorunlar kayıt altına alınsın. Sonra kamuoyu bilgilendirilsin: Hangisi çözüldü? Hangisi çözülemedi? Çözülemediyse sebebi nedir?

Siyasette güven, vatandaşı dinlemek kadar dinlediğiniz vatandaşın sorununa ne yaptığınızı göstermekle oluşur.”

“BAKAN SAHAYA İNERSE BÜROKRASİNİN RAPORUNU DA DAHA DOĞRU OKUR”

Arslan, bakanların sahadaki gerçekleri doğrudan görmesinin bürokrasinin işleyişine de olumlu katkı sağlayacağını savundu:

“Bürokrat size ‘Her şey yolunda’ diyebilir. Önünüze gelen tabloda rakamlar iyi görünebilir. Fakat siz sahaya indiğinizde vatandaş başka bir şey anlatıyorsa orada durup düşünmeniz gerekir.

Bakan vatandaşın yaşadığı problemi kendi gözüyle görürse önüne gelen raporu da başka gözle okur.

Devletin kulağı yalnızca bürokrasi olursa milletin sesi uzaktan gelir. Devletin bir kulağı mutlaka vatandaşta olmalıdır.”

“BİZ HÜKÜMETİN BAŞARISIZ OLMASINI DEĞİL, VATANDAŞIN SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİNİ İSTERİZ”

Yeni Yüzyıl Partisi’nin eleştirisinin yalnızca siyasi rekabet üzerinden okunmaması gerektiğini ifade eden Arslan şöyle devam etti:

“Biz muhalefet yapacağız diye hükümet yanlış yapsın, vatandaş mağdur olsun diye bekleyen bir siyasi anlayışta değiliz.

Doğru yapılan işe doğru deriz. Yanlış gördüğümüzde de açıkça söyleriz.

Çünkü hükümetin çözdüğü her sorun bizim de vatandaşımızın çözülmüş sorunudur.

Bizim meselemiz koltuk kavgası değildir. Devlet ile millet arasındaki mesafenin kapanmasıdır.”

“MAKAMDAN SAHAYA, RAPORDAN VATANDAŞA, PROTOKOLDEN SOKAĞA İNİN”

Dr. Mehmet Ali Arslan açıklamasını hükümet üyelerine yönelik şu çağrıyla tamamladı:

“Sayın bakanlar;

Bir gün makam aracınızdan inin ve vatandaşın kullandığı ulaşımı görün.

Bir gün hazırlanmış sofraya değil, işçinin sofrasına oturun.

Bir gün size sunulan ekonomik raporu kapatıp esnafın veresiye defterini açın.

Bir gün çiftçinin tarlasına girip mazotu, gübreyi, tohumu ondan dinleyin.

Bir gün emeklinin evine gidip ay sonunu nasıl getirdiğini sorun.

Bir gün gencin karşısına oturup geleceğini nasıl gördüğünü dinleyin.

Türkiye’nin 17 bakanlığı varsa 17 bakanı da millet kendi arasında görmelidir.

Makamdan sahaya inin.
Rapordan vatandaşa inin.
Protokolden sokağa inin.

Bakanlık Ankara’dan yönetilebilir; fakat millet yalnızca Ankara’dan anlaşılamaz.

Türkiye’nin yalnızca bakana değil, milletin arasında olan bakana ihtiyacı vardır.

HÜKÜMET ARTIK SAHAYA İNSİN.

Milleti makamınıza çağırmayın; siz milletin yanına gidin. Çünkü devletin gerçek makamı milletin yanıdır.”

Dr. Mehmet Ali Arslan
Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı