
“BÜYÜK DEVLETLER TİCARETİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRİRKEN TÜRKİYE KENDİ ŞARTLARINI MASAYA KOYMALIDIR” Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, Kanada Başbakanı Mark Carney'nin Türkiye ziyareti ve dünyada yeniden şekillenen ekonomik…
“BÜYÜK DEVLETLER TİCARETİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRİRKEN TÜRKİYE KENDİ ŞARTLARINI MASAYA KOYMALIDIR”
Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, Kanada Başbakanı Mark Carney'nin Türkiye ziyareti ve dünyada yeniden şekillenen ekonomik ve stratejik ortaklıklar üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Arslan, Türkiye'nin küresel güç mücadelesinde yalnızca ticaret yapılan bir ülke değil; teknoloji üreten, diplomatik inisiyatif geliştiren ve kendi millî çıkarlarını koruyan bir aktör olması gerektiğini vurguladı.
“DÜNYA ARTIK ESKİ DÜNYA DEĞİL”
Uluslararası ilişkilerde ticaret, güvenlik ve teknolojinin giderek daha fazla iç içe geçtiğine dikkat çeken Arslan, şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün dünya siyasetinde önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Ülkeler geleneksel ortaklıklarını korumaya çalışırken yeni ticaret yolları, yeni yatırım alanları ve yeni stratejik iş birlikleri arıyor.
Kanada'nın Türkiye ile ilişkilerini geliştirme arayışı da bu dönüşümün dikkatle değerlendirilmesi gereken örneklerinden biridir.
Ancak Türkiye açısından asıl mesele, hangi ülkenin Ankara'ya geldiği değil, yapılan görüşmelerin ülkemize hangi kalıcı kazanımları sağlayacağıdır.
Biz Türkiye'nin yalnızca ziyaret edilen, yatırım yapılan ve ürün satılan bir ülke olmasını değil; uluslararası ekonomik ve siyasi kararların şekillenmesinde etkili bir aktör olmasını istiyoruz.”
“TÜRKİYE'NİN PAZARI KADAR ÜRETİM GÜCÜ DE ÖNEMLİDİR”
Yabancı yatırımların ekonomik kalkınmaya katkı sağlayabileceğini belirten Arslan, bu yatırımların yerli sanayi ve teknoloji kapasitesiyle bağlantılı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye büyük bir pazardır. Genç nüfusu, sanayi altyapısı, coğrafi konumu ve uluslararası ticaret bağlantıları önemli imkânlar sunmaktadır.
Ancak büyük pazar olmak tek başına yeterli değildir.
Bir ülke sürekli dışarıdan teknoloji satın alıyor, kritik ürünlerde ithalata bağımlı kalıyor ve kendi markalarını geliştirmekte zorlanıyorsa ticaret hacmindeki artış her zaman aynı ölçüde ekonomik bağımsızlık sağlamayabilir.
Bu nedenle yeni ortaklıklarda teknoloji transferi, ortak üretim, nitelikli istihdam ve yerli tedarik zincirlerinin geliştirilmesi gibi hedefler de bulunmalıdır.
Türkiye yalnızca ürünlerin satıldığı bir pazar değil, teknolojinin geliştirildiği ve üretimin gerçekleştirildiği bir merkez olmalıdır.”
“SAVUNMA SANAYİSİNDE İŞ BİRLİĞİ, TEKNOLOJİK BAĞIMLILIĞA DÖNÜŞMEMELİDİR”
Kanada ile savunma sanayisi alanındaki iş birliği imkânlarına da değinen Arslan, uluslararası ortaklıkların Türkiye'nin yerli üretim kapasitesini desteklemesi gerektiğini belirtti.
“Savunma sanayisi, ülkelerin egemenlikleri açısından stratejik öneme sahiptir.
Türkiye elbette farklı ülkelerle savunma teknolojileri geliştirebilir, ortak projeler yürütebilir ve uluslararası pazarlarda iş birliği yapabilir.
Ancak kritik parçaların, yazılımların ve teknolojilerin tedarikinde yaşanabilecek siyasi kısıtlamalar her zaman hesaba katılmalıdır.
Bir savunma sisteminin üretilebilmesi kadar, gerektiğinde bağımsız biçimde kullanılabilmesi ve sürdürülebilmesi de önemlidir.
Savunma sanayisinde gerçek güç, yalnızca silah satın almak veya satmak değil, kritik teknolojiler üzerinde yeterli yetkinliğe sahip olmaktır.”
“KÜRESEL TİCARET SAVAŞLARINDA TÜRKİYE'NİN ÇIKARLARI KORUNMALIDIR”
ABD ile Kanada arasındaki ticari gerilimler ve ülkelerin alternatif ortaklık arayışları üzerine değerlendirmelerde bulunan Arslan, Türkiye'nin bu süreçte dengeli bir ekonomik diplomasi yürütmesi gerektiğini söyledi.
“Dünyanın büyük ekonomileri arasında ticari anlaşmazlıklar yaşanabilir. Gümrük vergileri değişebilir, tedarik zincirleri yeniden şekillenebilir ve ülkeler yeni pazarlara yönelebilir.
Türkiye bu gelişmeleri yalnızca izlememelidir.
Ancak başka ülkelerin ticari anlaşmazlıklarını fırsata dönüştürmeye çalışırken kendi üreticisinin, sanayicisinin ve çalışanının çıkarlarını da korumalıdır.
Yeni ticaret anlaşmaları yapılırken hangi sektörlerin avantaj sağlayacağı, hangi sektörlerin rekabet baskısıyla karşılaşacağı ve istihdam üzerindeki olası etkiler dikkatle değerlendirilmelidir.
Dış ticarette başarı, yalnızca daha fazla ürün satmak değil, daha yüksek katma değer üretmek ve sürdürülebilir ekonomik ilişkiler kurmaktır.”
“ENERJİDE VE KRİTİK MADENLERDE ORTAKLIK KURULURKEN MİLLÎ MENFAATLER ESAS ALINMALIDIR”
Türkiye ile Kanada arasında enerji ve madencilik alanında geliştirilebilecek ilişkilerin stratejik önemine değinen Arslan, doğal kaynakların yalnızca ham madde olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Bugün kritik madenler, enerji teknolojileri ve yüksek teknoloji üretimi dünya ekonomisinin önemli alanları hâline gelmiştir.
Türkiye'nin sahip olduğu doğal kaynakların ekonomik değerini artırmak için yalnızca çıkarma faaliyetlerine değil, işleme teknolojilerine, araştırma ve geliştirmeye ve nitelikli insan kaynağına da yatırım yapılmalıdır.
Uluslararası ortaklıklar bu kapasiteyi geliştirmeye katkı sağlayabilir.
Ancak uzun vadeli anlaşmalar yapılırken çevresel etkiler, kamu yararı, yerli üreticilerin katılımı ve ekonomik getiriler şeffaf biçimde değerlendirilmelidir.
Bir ülkenin yer altı kaynaklarına sahip olması önemlidir; ancak asıl ekonomik güç, o kaynakları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmesidir.”
“TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASI TEK BİR GÜÇ MERKEZİNE BAĞLI OLMAMALIDIR”
Türkiye'nin farklı ülkelerle geliştirdiği ilişkilerin birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Arslan, çok yönlü diplomasinin önemine dikkat çekti.
“Türkiye, Avrupa ülkeleriyle de Kuzey Amerika'yla da Asya, Afrika ve Orta Doğu ülkeleriyle de karşılıklı yarara dayalı ilişkiler geliştirebilir.
Bir ülkeyle ticaret yapmak başka bir ülkeyle düşmanlık kurmayı gerektirmez.
Dış politikada önemli olan, uluslararası ilişkileri millî çıkarlar, uluslararası hukuk ve karşılıklı saygı temelinde sürdürebilmektir.
Türkiye'nin diplomatik gücü, başkalarının oluşturduğu bloklar arasında sıkışmasından değil, farklı ülkelerle yapıcı ilişkiler geliştirebilmesinden doğmalıdır.”
“YENİ ORTAKLIKLARIN SONUÇLARI MİLLETE AÇIKLANMALIDIR”
Yeni ekonomik ve stratejik ortaklıkların somut hedeflerle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Arslan, anlaşmaların ekonomik sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasının önemine değindi.
“Uluslararası görüşmelerde imzalanan anlaşmaların sayısı kadar bunların uygulanması da önemlidir.
Yeni bir anlaşma hangi sektörlerde yatırım sağlayacak? Kaç kişiye istihdam oluşturması hedefleniyor? Yerli üretime nasıl katkıda bulunacak? Hangi teknolojik kazanımları sağlayacak?
Bu soruların cevapları belirli aralıklarla kamuoyuna açıklanmalıdır.
Diplomasinin başarısı yalnızca imza törenleriyle değil, yıllar sonra ortaya çıkan somut sonuçlarla değerlendirilmelidir.”
“TÜRKİYE MASADA BULUNAN DEĞİL, MASAYA FİKİR VE GÜÇ KOYAN BİR ÜLKE OLMALIDIR”
Açıklamasının sonunda Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, Türkiye'nin küresel siyasetteki konumunun üretim, teknoloji, ekonomi ve diplomasi alanlarında birlikte güçlendirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Dünya değişiyor. Devletler yeni ortaklıklar kuruyor, ekonomik ilişkilerini çeşitlendiriyor ve geleceğin teknolojileri için hazırlık yapıyor.
Türkiye de bu dönüşümü dikkatle takip etmeli ve kendi uzun vadeli hedeflerini ortaya koymalıdır.
Bizim istediğimiz; güçlü sanayisi, nitelikli insan kaynağı, bağımsız karar alma kapasitesi ve güvenilir diplomatik ilişkileriyle uluslararası alanda etkin bir Türkiye'dir.
Türkiye'nin önüne gelen her anlaşmayı sorgusuz kabul etmesi de her iş birliğine peşinen karşı çıkması da doğru değildir.
Her anlaşmanın ölçüsü ülkemize sağlayacağı ekonomik, teknolojik ve stratejik katkı olmalıdır.
Türkiye'nin geleceği yalnızca başkalarının açtığı pazarlarda yer almakla değil, kendi üretim gücünü ve uluslararası ortaklıklarını geliştirmekle şekillenecektir.
Biz güçlü bir Türkiye'nin yalnızca büyük devletlerle görüşen değil, onlarla karşılıklı yarar temelinde müzakere edebilen bir ülke olmasını istiyoruz.
DÜNYA YENİ ORTAKLAR ARARKEN TÜRKİYE YALNIZCA PAZAR DEĞİL, OYUN KURUCU OLMALIDIR!”
DR. MEHMET ALİ ARSLAN
YENİ YÜZYIL PARTİSİ GENEL BAŞKANI